Otomobille Yalıkavak'tan
bir kaç dakika doğuya doğru, yol kenarlarındaki harika kaya
oluşumlarını ve çam ormanlarıyla örtülü yüksek tepeleri geçerek
gidildiğinde, yol, tek başına ayakta duran Gündoğan köyüne
çıkar. Eski bir Rum sözcüğü olan "Farilya" "güneşin doğuşu"
demektir ve hala bazı yol işaretlerinin üzerinde bu sözcük
yazar. Bir zamanlar çoğu halk sahilde yaşar, balıkçılık ve
sünger avcılığı gibi yerel endüstriyi desteklermiş. Birinci
Dünya Savaşı sırasında, İngiliz savaş gemileri buradaki halkı
korkutmuş; onlar da içerilere kaçarak, rıhtımı öylece olduğu
gibi ve ıssız bırakmışlar.
Bir zamanlar önemli bir balıkçılık merkezi olan
Gündoğan'ın bugün önemli geçim kaynakları tarım (özellikle
de narenciye) ve turizmdir. Sahilde birkaç konforlu ama küçük
otel hizmet verir. Çok özel kıyı restoranları, Gündoğan'ın
eska balıkçılarının taze taze yakaladıkları deniz ürünlerini
gururla sunarlar. Sahili baştan başa geçen bir yol kumsalı
kaplarsa da, kıyıdan denize uzanan küçük iskelelerin üzerinde
denize girilir ve güneşlenilir. Küçük limanda günübirliğine
kiralanabilen tekneler vardır.
Gündoğan'da ayrıca bazı tarihsel eserler de
bulunur. Koyun karşısındaki Küçük Tavşan Adası'nın yamacında
eski bir Rum kilisesi görülmektedir. Köyün üst yanından yamaca
doğru dikçe bir tırmanıştan sonra, kayalardan oyulmuş 50 taş
basamağa varılır ve buradan da küçük fakat harika görünümlü
bir manastırın girişine gelinir. Bundan başka, Yalıkavak-Torba
anayolunun biraz ilerisinde, köyün yukarı kısmının karşısındaki
gümrah çam ormanının arasından başı göğe doğru yükselen eski
bir Osmanlı kulesi görülür.