bodrum'a hoŞ GELDİNİZ
Bugünkü Bodrum'da hayat, gündoğumundan
bir saat önce, minarelerden dalga dalga yayılan ezan seslerinin ardından
başlar. Ezan sesi kimini uyandırır, günün işlerine koyulma vakti geldiğini
hatırlatır, kimini ise şehrin capcanlı gece yaşamından koparıp uykuya salar.
Belki de bu tezattır Bodrum'un bir tatil beldesi olarak eşsizliğini
ve farklılığını ortaya çıkaran. Bir yanda su sporları, mükemmel alışveriş
olanağı, deniz ürünleriyle bezeli unutulmaz akşam sofraları ile tatil
olanakları, diğer yanda eşsiz bir kültürel ve tarihi mirasın sundukları
ile Bodrum'da her şey farklıdır; geceyle gündüzün birbirine karıştığı
bir beldedir.
Bodrum pek çok kalpte özel bir yer tutar. Türk sanaçı ve entellektüelleri için
popüler bir yuvadır. Bodrum'da yaşadığı bilinen ilk yazar, "Halikarnas Balıkçısı" namıyla Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır. Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923 yılında kurulmasından
sonra, Cevat Şakir Kabaağaçlı, günün politikasına ters düşen
görüşleri yüzünden Bodrum'a sürülmüştü. Buradaki yaşam hakkında
yazdığı roman ve
öyküler, kendisi gibi romantikleri buraya çekti ve bugünkü
Bodrum'un keyfini çıkardığı o bohem atmosferin doğmasına
büyük rol oynadı. Adının
Türkiye'nin dışında pek bilinmemesine karşın, Cevat Şakir
Kabaağaçlı en az Kral Mozolus kadar Bodrum'un ünlü bir sakinidir.
|
|
Devamını
oku... |
Tatil geçirmek üzere denizi
seçmenin pek çok nedeni vardır. Bir kere, deniz zevkin ta kendisidir… Dalgaların,
rüzgârın ve yelken açmanın yarattığı iç rahatlığının birbirlerine karışımı
bir başkadır; tekbaşınalık ve kendine yeterlilik duyguları, doğayla başbaşa
iletişim, arkadaşlarla birarada olmak ve kişinin kendi kendineliği, deniz
üstünde doruğa ulaşır. Tekneyle gezinmek için, taptaze esen rüzgârın, pırıl
pırıl suların ve bol güneşin olduğu pek çok güzel yer vardır.
Peki, öyleyse neden ille de Türkiye'nin Ege kıyıları seçilir? Nedeni, yalnızca
tekneyle gezmek değildir, çünkü dünyanın pek çok kıyısında
bu zevk tadılabilir; ancak, demir atıldıktan sonra yaşanılanlar
önemlidir. Ege kıyıları boyunca koyların ıssızlığı, köylülerin
samimiyeti, görülmesi gereken tarihsel yerler… Tüm bunlar
Türkiye'yi deniz yoluyla dolaşmayı çok özelleştirir.
|
|
Devamını
oku... |
|
|
Bu geniş kumsala Bodrum'dan
kalkan dolmuşlarla kolayca gidilir. Dolmuşlar bir kaç otel ve restoranın
önünden geçerek, sahil boyu gitmeden, Bitez'in içinde dururlar. Denize
girmek ve güneşlenmek için inşa edilmiş olan küçük iskeleler kıyıdan uzanır. |
|
Devamını
oku... |
|
|
Son zamanlarda başlıbaşına
bir yerleşim bölgesi haline gelen Gümbet, Bodrum'un yalnızca 2 Km. Güneyindedir.
Adını sayısız beyaz kubbeli yağmur sarnıçlarından alan Gümbet, yarımadanın
en uzun ve ünlü kumsallarından biridir. Kıyısı sığdır ve deniz sahilden
yavaş yavaş derinleşir |
|
Devamını
oku... |
|
İnsanların
birlerce yıl boyuncu yerleşik olarak yaşadıkları Bodrum, inanılmayacak
kadar zengin bir geçmişe sahiptir. Birçok büyük uygarlığın ve tarihi
olayların içinde veya yakınlarında oluşmuş olması, Halikarnas'ı (Bodrum'un
eski adı) tarihçiler için önemli bir yer konumuna getirmiştir. Bodrum
hakkındaki tüm bilgilerin tek bir kaynaktan elde edilmesi olanaksız gibidir;
bu nedenle aşağıdaki bilgiler birçok kaynaktan derlenmiştir.
Bu bölgede yapısal izler bırakan ilk yerleşim yeri; Aziz Peter (St. Peter) kalesinin
bulunduğu şimdiki küçük kayalık adaydı. (O zamanlar kale
tamamen suyla çevriliydi). St. John şövalyeleri kendi kalelerini
inşa etmeye geldiklerinde, M.Ö. 1100'lerde Dorlar tarafından
yapılmış daha eski bir kalenin kalıntılarıyla karşılaşmışlardı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bodrum'a
gelindiğinde, ilk önce görülmesi gereken yer herhalde Sen Peter Kalesi'dir.
Kasabaya karadan veya denizden gelirken, Kale'nin dikbaşlı görünümüne
vurulmamak elde değildir. Orta çağlardan beri ayakta kalan ve dünyada
en iyi şekilde korunmuş eserlerden biri olan kale, Bodrum ve havalisinde,
savunulmaya değer bir inanç gibi, dimdik ayakta durmaktadır.
Kale'nin geçmişi, rütbelerini Avrupa'dan almış bir grup vatansız Sen John'un,
şövalyelerine kadar dayanır. "Sen John'unun Keşiş Şövalyeleri Nizamı", onbirinci yüzyılda, hacı gezginler için İsrail'de bir kilise ve bir hastane
yapmakla işe başladı. Hasta kim olursa olsun, ondan bakım
esirgenmeyeceği konusunda hastanenin kesin kuralı vardı.
Aslında, Katolik olmayanlar için de ayrı bir koğuş bulunmaktaydı.
|
|
Devamını
oku... |
|
|
|
|